Helva yüzyillardan beri süregelen geleneksel bir tatlımızdır.Yerini hiç bir tatlıya bırakmaz.Mesela kimse demez "kandilde sütlaç dağıtayım,yada cenazede puding ikram edelim ".
Ayrıca helva sohbetleri diye bilinen sosyalleşme saatlerine de ismini vermiştir helva. Kahvehaneler yokken Anadolu topraklarında insanlar konuk evlerinde bir araya gelip çay ve tel helva eşliğinde sohbet ederdi. Tel helva deyince bilemeyenler için diğer adını da söyleyelim: Pişmaniye.
Acı tatlı anlarımıza hep onu şahit etmeyi tercih ettik.
Belki kadim bir gelenek olduğu için, belki kolay,bir o kadar da sabır gerektiği için.
Aslında kavurma işlemi yapılırken, kişinin düşünecek çok zamanı oluyor. içimizden geçen tüm duaları, dilekleri üfleyiveriyoruz helvanın kulağına.
Bu gün de helva benim kulağıma üfledi, bir de benden dinle dedi, bana da yazmak düştü...
Etrafı mis gibi KOKU sarmıştı.
Helvadan tüten koku neredeyse tüm sokağa dağılmıştı..
Cemre'nin ilk kavurduğu helvaydı.
Annesi tek tek tüm sırlarını ,püf noktalarını öğretmişti kızına.
Önce bakır tencere demişti.
Olmazsa olmazı ise tereyağı tabiki.
Ağır ağır katılan unu ile ,belli bir tempoda karılmalıydı helva..
Kavurma işleminin belirteci ise kokusu ve rengi ..
Ne açık ne koyu,ne bir saniye fazla ne bir saniye eksik kavrulacak. Çok kavurursan acır,az kavurursan ham olur.
Şeker şerbetinin tadını yılların tecrübesi ile anca anlarsın demişti annesi.
"Boğazını ısıracak tadı "diyerek te püf noktasını vermişti.
Cemre abdestini aldı,besmelesiz olmazdı, bir de ettehiyatü ve ihlas dualarını okudu ve helvayı kavurdu.
Tencerenin kapağını kapattı.Tencerenin yüzgörümlüğunü de babasından aldı.
Sıra komşulara dağıtmaya gelmişti
Zaten amaç buydu.
Çünkü bu gece mübarek kandildi.
Tepsiye tabakları dizdi,tek tek zilleri çaldı ,selamladı..
"Karşıya yeni bir komşu taşındı onları da unutma !"dedi annesi.
Ve kapıyı çaldı cemre..
Kapı açıldı, helvanin tüten kokusu,aşk kokusu ile buluştu birden.
Helva Demir ile Cemrenin yollarını birleştirmiş oldu.
Aslında hiç te yabancı bir hikaye değildi,anne babasıni da cevizler birleştirmişti.A
nnesi her gece masal gibi tanışma hikayesini ,gözlerinde ki âşkla anlatırdı kızına.
Tatlı başlayan hayatlarında, helva bir çok kez yer aldı.
Doğum,düğun,kandil, asker derken yüzlerce kez helva kavruldu evde.
Hatta "Aceleci Bacı"adlı ritüel ile de dileklerin gerçekleşmesi amaçlı helva törenleri yapıldı.
Demir ve Cemre nin hayatı helva gibi tatlı geçti.Evlilik yıl dönümlerinde tanışma vesilesi helva hep kavruldu.Ancak cevizsiz asla yapılmadı. Anne ve babasının cevizli tanışma hikayesi ve
Onların da helva hikayeleri hep anlatıldı.
Bugün, Cemrenin diğer günlerden farklı bir hüznü, biraz da telaşı vardı. Eşinin ölüm yıldönümü için un helvası yapıp komşularına dağıtacaktı. Helvaya alamadığı fıstık için bile dakikalarca dert yanmıştı rahmetli Demir Bey’e:
Ama olsun sen cevizli severdin zaten..
“Tereyağ da güzel değil , ama olsun yaparım. Hem sen hep ne derdin bana? Suyu kaynatsan aş olur, kuru dala su versen çiçek.
Ben onu güzelce kavururum, mesele kıvamı tutturmakta. Sen hiç merak etme güzel olacak Demir Bey. Hem Yasin-i Şerif de okuyacağım sana.”diye kendi kendine mırıldandı.
Bahçede ki koca ceviz ağacından topladığı cevizleri tek tek kırdı.
Beyaz oyalı başörtüsünü taktı,tencerenin başına geçti,önce tereyağını eritti,azar azar unu ilave etti,sıra cevize geldi.Annesinin âşk hikayesi kendinin hüzünlü gününe tat kattı.Helvanın buram buram kokusu âsk ve hüzün tütüyordu.
Ezcümle
Kokusu ile bayıltan,lezzeti ile ayiltan helva yüzyillardan beri soframızda yer alıyor ve nice acı nice tatlı hikayelerde başrol oynuyor.
Yapanlara ve yiyenlere afiyet olsun.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorum Ekle
Yorumlar
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
NECLA TİMUR
HAYAT KOKUSU
Helva yüzyillardan beri süregelen geleneksel bir tatlımızdır.Yerini hiç bir tatlıya bırakmaz.Mesela kimse demez "kandilde sütlaç dağıtayım,yada cenazede puding ikram edelim ".
Ayrıca helva sohbetleri diye bilinen sosyalleşme saatlerine de ismini vermiştir helva. Kahvehaneler yokken Anadolu topraklarında insanlar konuk evlerinde bir araya gelip çay ve tel helva eşliğinde sohbet ederdi. Tel helva deyince bilemeyenler için diğer adını da söyleyelim: Pişmaniye.
Acı tatlı anlarımıza hep onu şahit etmeyi tercih ettik.
Belki kadim bir gelenek olduğu için, belki kolay,bir o kadar da sabır gerektiği için.
Aslında kavurma işlemi yapılırken, kişinin düşünecek çok zamanı oluyor. içimizden geçen tüm duaları, dilekleri üfleyiveriyoruz helvanın kulağına.
Bu gün de helva benim kulağıma üfledi, bir de benden dinle dedi, bana da yazmak düştü...
Etrafı mis gibi KOKU sarmıştı.
Helvadan tüten koku neredeyse tüm sokağa dağılmıştı..
Cemre'nin ilk kavurduğu helvaydı.
Annesi tek tek tüm sırlarını ,püf noktalarını öğretmişti kızına.
Önce bakır tencere demişti.
Olmazsa olmazı ise tereyağı tabiki.
Ağır ağır katılan unu ile ,belli bir tempoda karılmalıydı helva..
Kavurma işleminin belirteci ise kokusu ve rengi ..
Ne açık ne koyu,ne bir saniye fazla ne bir saniye eksik kavrulacak. Çok kavurursan acır,az kavurursan ham olur.
Şeker şerbetinin tadını yılların tecrübesi ile anca anlarsın demişti annesi.
"Boğazını ısıracak tadı "diyerek te püf noktasını vermişti.
Cemre abdestini aldı,besmelesiz olmazdı, bir de ettehiyatü ve ihlas dualarını okudu ve helvayı kavurdu.
Tencerenin kapağını kapattı.Tencerenin yüzgörümlüğunü de babasından aldı.
Sıra komşulara dağıtmaya gelmişti
Zaten amaç buydu.
Çünkü bu gece mübarek kandildi.
Tepsiye tabakları dizdi,tek tek zilleri çaldı ,selamladı..
"Karşıya yeni bir komşu taşındı onları da unutma !"dedi annesi.
Ve kapıyı çaldı cemre..
Kapı açıldı, helvanin tüten kokusu,aşk kokusu ile buluştu birden.
Helva Demir ile Cemrenin yollarını birleştirmiş oldu.
Aslında hiç te yabancı bir hikaye değildi,anne babasıni da cevizler birleştirmişti.A
nnesi her gece masal gibi tanışma hikayesini ,gözlerinde ki âşkla anlatırdı kızına.
Tatlı başlayan hayatlarında, helva bir çok kez yer aldı.
Doğum,düğun,kandil, asker derken yüzlerce kez helva kavruldu evde.
Hatta "Aceleci Bacı"adlı ritüel ile de dileklerin gerçekleşmesi amaçlı helva törenleri yapıldı.
Demir ve Cemre nin hayatı helva gibi tatlı geçti.Evlilik yıl dönümlerinde tanışma vesilesi helva hep kavruldu.Ancak cevizsiz asla yapılmadı. Anne ve babasının cevizli tanışma hikayesi ve
Onların da helva hikayeleri hep anlatıldı.
Bugün, Cemrenin diğer günlerden farklı bir hüznü, biraz da telaşı vardı. Eşinin ölüm yıldönümü için un helvası yapıp komşularına dağıtacaktı. Helvaya alamadığı fıstık için bile dakikalarca dert yanmıştı rahmetli Demir Bey’e:
Ama olsun sen cevizli severdin zaten..
“Tereyağ da güzel değil , ama olsun yaparım. Hem sen hep ne derdin bana? Suyu kaynatsan aş olur, kuru dala su versen çiçek.
Ben onu güzelce kavururum, mesele kıvamı tutturmakta. Sen hiç merak etme güzel olacak Demir Bey. Hem Yasin-i Şerif de okuyacağım sana.”diye kendi kendine mırıldandı.
Bahçede ki koca ceviz ağacından topladığı cevizleri tek tek kırdı.
Beyaz oyalı başörtüsünü taktı,tencerenin başına geçti,önce tereyağını eritti,azar azar unu ilave etti,sıra cevize geldi.Annesinin âşk hikayesi kendinin hüzünlü gününe tat kattı.Helvanın buram buram kokusu âsk ve hüzün tütüyordu.
Ezcümle
Kokusu ile bayıltan,lezzeti ile ayiltan helva yüzyillardan beri soframızda yer alıyor ve nice acı nice tatlı hikayelerde başrol oynuyor.
Yapanlara ve yiyenlere afiyet olsun.
YAZARIN DİĞER YAZILARI